değişen dünyada ortak mutluluk arayışı

Uzun zaman oldu yazmayalı, inanılmaz iş yoğunluğu sebep oldu buna.

Bir de, kafamı kurcalayan şeyler biriksin diye bekliyorum buraya içimi dökmek için.

Seçim arifesindeyiz, iyi ile kötü arasında seçim yapılacak. Taraflar son bir haftada yapacakları hamlelerini planlıyor, ama ben burada politikadan uzak duracağım.

Yazıyorum çünkü beynimden parmaklarıma kadar akıp rahatlama sağlıyor, insanların okuması ikinci planda. Yazarken insan kendini yansıtır, en azından dışarıya gösterebildiği kadarıyla.

Dünya değişiyor, yapay zeka bu kez yaşamlarımıza derinden etki ediyor. Artık, gündelik yaşamdan iş dünyasına, tıptan eğitime kadar her alanda yapay zeka ile karşı karşıyayız. Bu durum, geleceğin nasıl şekilleneceği konusunda önemli bir belirsizlik yaratıyor ve bir sonraki teknolojik devrimin başlamış olduğunu gösteriyor.

Son yazımdan bu yana, çok insan tanıdım, farklı hedefler gördüm.

Her seferinde aynı sonuca dönüyorum: İnsanın beklentisi karmaşık ve çeşitli. Ortak hedef mutlu olmak olsa da, insanlar bu hedefe ulaşmak için farklı yollar izler ve farklı değerlere sahip olur. İki insanın bu değerleri eşleştirmesi ise başka bir konu.

Hayal et ki, bütün nedenleri ve bütün sonuçları biliyorsun.

Şahit olduğun her şeyin öncesini ve sonrasını görebiliyorsun, alacağın aksiyonların bu sonuçları nasıl değiştireceğini de görüyorsun.

Bu durum, önceden bilgi sahibi olmanın verdiği güvenle hareket etmeyi sağlasa da, hayatın sürprizlerini ve keşiflerini de ortadan kaldırır, böylece deneyimler daha az heyecanlı hale gelir.

Önyargılı bir insan olmak ile bazı şeylere ihtimal veren insan olmak arasında çok ince bir çizgi var.

Hepimiz aslında önyargılı olmayı çok severiz. Bir şeyi tahmin edip tutturmanın dopamin salgılayacağı için, ve biz dopamini çok sevdiğimiz için insanlar bu huyundan vazgeçmiyor. En garip kısmı, tahminlerinizin sonuçları kötü olsa bile aynı dopamini salgılıyor olmanız.

Bunun önüne geçmek ayrı bir disiplin gerektiriyor. Ama rahatımızı bozan o kadar çok şey var ki yaşadığımız hayatta, bu konuda çoğu kimse rahatını bozmak istemiyor.

İçinde yaşadığımız şey oldukça gerçek olmasına rağmen, bir simülasyon olduğunu düşünmeme yol açan tek şey yaşadığım zaman dilimidir. Ben birileri üzerinde simülasyon yapsam, sanırım 5000 yıllık yakın background hikayesi verip şu 50 yılı yaşatırdım.

İşlerin iyice kızışıp zıvanadan çıktığı dönemin tam göbeğindeyiz. Bu kadar çok değişken ve değişim içerisinde birey olarak mutlu olmaya çalışıyoruz. Ancak, bu süreçte almamız gereken önemli bir ders : açık fikirli olmak ve diğerlerinin bakış açılarına saygı duymak, bu hızlı değişim döneminde başarılı ve mutlu olmanın yolu.

Bu düşüncelerle, geleceğe dair ne kadar belirsizlik olsa da, açık fikirli ve öğrenmeye açık olmanın bize hayatımızın daha iyi bir versiyonunu sunacak sanırım.

(Visited 72 times, 1 visits today)

Bir Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir